Ailede kanser varsa prostat için 50 yaşını beklemeyin

Prostatkanseri ülkemizde çok önemli bir halk sağlığı sorunu…

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen toplantıda uzmanlar, prostat kanserinde de erken tanının hayat kurtardığını ve PSA testinin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı…

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren ‘’Bu hastalığa eskiden sadece ileri yaş hastalığı gibi bakardık ama artık biliyoruz ki genç yaşlarda da karşımıza çıkabiliyor. Bu yüzden ‘ben gencim, bana bir şey olmaz’ dememek lâzım’’ uyarısında bulundu ve şu bilgileri paylaştı:

Doç. Dr. Tülay Eren

Erken evrede yakalanabilen bir hastalık

Prostat kanseri erken evrede tanı alabilen bir kanser. Elimizde PSA adını verdiğimiz çok basit bir kan testi var. Bu testle erkenden teşhis edebiliyoruz. Erken yakaladığımızda da tedavisi en yüz güldürücü kanserlerden biri.

Herkes tarama yaptırmalı mı?

Vatandaşlarda şöyle bir kafa karışıklığı var, ulusal tarama programımızda prostat kanseri taraması yok, o zaman tarama yapılmıyor mu? Hayır. Biz herkese değil, doğru kişiye tarama öneriyoruz. 50 yaşından sonra herhangi bir şikayeti olan, idrara çıkmada zorlanma, gece sık idrara kalkma, idrarda kan görme gibi semptomu olan her erkeğin mutlaka doktora gidip PSA baktırması gerekiyor.

Hayat kurtaran test

Dernek olarak bütün kanserlerde vatandaşları bilgilendirmeye çalışıyoruz. Prostat için verilecek en net mesaj şu: Erken tanı hayat kurtarır. PSA testi basit bir kan testi ama hayat kurtaran bir test. 50 yaşından sonra semptomu olan hastalarda ve 45 yaşından sonra yüksek riskli hastalarda mutlaka yapılmasını öneriyoruz. Erken teşhis edildiğinde cerrahiyle veya ışın tedavisiyle tam şifa sağlayabiliyoruz.

Kim bu yüksek riskli grup?

– Ailesinde prostat kanseri olanlar, özellikle birinci derece akrabasında…

– Ailesinde meme kanseri, yumurtalık kanseri, pankreas kanseri olanlar

– Neden? Çünkü bu kanserler birbiriyle akraba. BRCA1, BRCA2 gibi gen mutasyonları hem meme kanserine hem de prostat kanserine neden olabiliyor.

Bu yüzden ailesinde bu kanserler olan kişilerin mutlaka 45 yaşından sonra bir üroloğa veya aile hekimine giderek tarama programına girmesi gerekiyor. İdrarda kan gördüğümüzde “bir şey olmaz” demeyelim, mutlaka kontrolden geçmek gerekiyor.

PROSTAT KANSERİ

Tedavide tek tip reçete dönemi bitti

TıbbiOnkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Gürler de prostat kanserinde artık her hastaya aynı tedaviyi vermediklerini belirterek, şu açıklamayı yaptı: Hastalığı iki ana gruba ayırıyoruz: Erken evre ve ileri evre. Erken evrede daha çok cerrahi ve radyoterapinin ağırlıklı olduğu bir tedavi yönetiyoruz. Hastanın yaşına, tümörün derecesine göre karar veriyoruz. Bugünkü amacımız doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tedaviyi vermek. İleri evrede artık kanser hücresinin genetik ve biyolojik özelliklerine bakıyoruz. Örneğin hastada BRCA gen değişikliği saptarsak, doğrudan bu biyolojik özelliği hedefleyen PARP inhibitörleri dediğimiz akıllı ilaçları kullanabiliyoruz. Yani tedavi tamamen kişiye özel hâle geldi.

Doç. Dr. Fatih Gürler

‘Mucize’ diye satılan otlar tedaviyi geciktiriyor

Prostat kanseri hastaları da iyileşmek için farklı arayışlara giriyor, bunu çok iyi anlıyoruz. Ama sosyal medyada “kansere destek tedavi, mucize tedavi, kemoterapi dışı tek çözüm, bitkisel kür” diye satılan ürünler var. Bilimsel dayanağı olmayan bu öneriler, doğal veya zararsız gibi düşünülse de bilimsel olarak kanıtlanmış kanser tedavisini geciktirebiliyor, etkisini azaltabiliyor ve bazen ciddi karaciğer, böbrek bozukluklarına sebep olabiliyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak bu ürünlerle hukuki yoldan mücadele de ediyoruz. Hasta ve hasta yakınlarının bu konuya özellikle dikkat etmesi lazım. Sosyal medyada gördüğünüz her tedaviye inanmayın, mutlaka tıbbi onkoloğunuza danışın.